myspace

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

st patrick's

YILDIZIM HOBİ AHŞAP BOYAMA SAYFAM
YILDIZIM HOBİ AHŞAP BOYAMA-2 SAYFAM
YILDIZIM HOBİ TAKILARIM SAYFAM
YILDIZIM HOBİ DANTELLERİM SAYFAM
YILDIZIM HOBİ ÖRGÜLERİM SAYFAM
YILDIZIM HÜNERLİ ELLER SAYFAM
YILDIZIM YILDIZCA ŞİİRLER SAYFAM
YILDIZIM GÜZEL SÖZLER PRATİK BİLGİLER SAYFAM
YILDIZIM HOBİ GEZİ - FUAR - HABER SAYFAM
YILDIZIM HOBİ ÖRGÜLERİM-2 SAYFAM
YILDIZIM HOBİ AHŞAP BOYAMA - Blogcu
Google
Web www.blogcu.com


Bu da oğlum için...

Oğlum için beraber hazırladığımız

küçük birşeyler konulma amaçlı ahşap tabağımız.

İşleme pano

 

 Tamamlamayı başardığım işleme panolarımdan biri

yılbaşı ve bayram kartları

yılbaşı ve bayram kartları için

destek olacağımız adres

 

 

http://www.tev.org.tr/banner_ekart.asp?menu_id=92

Güzel bir hikaye...

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.

Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.

"Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "Acı" diye cevap verdi. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu: "Tadı nasıl?"

"Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak.

"Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu yaşlı adam,

"Hayır" diye cevapladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:

"Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."

SİL

SİL

 

Yeni cep telefonuma eskisinin rehberini geçiriyordum dün...

Baktım, bazı isimlerin numaraları duruyor; kendileri yok...

Bir deprem sonrasının hazin sınıf yoklaması gibi:

"- Cem Karaca?"

"- Yok!"

"- Barış Manço?"

"- Yok!"

"- Erol Mutlu?"

"- Yok!".

"- Melih Kibar?"

"- Yok!"

 

* * *

 

Sanki mazinin kumsalına yazılmış isimler... Eninde sonunda geleceğini adımız gibi bildiğimiz halde hiç gelmez zannettiğimiz bir dalga geliyor ve yıllar yılı özene bezene sahile işlediğimiz o güzelim yazıları bir darbede siliyor. Kum gibi dağıtıp ummana sürüklüyor.

Sonrası boşluk... Sonsuz bir boşluk...


* * *

 

Yitik dostların, tanışların ekrandaki isimleri üzerinde geziniyor parmağım... "Sileyim mi" diye soruyor telefon...

Başparmağın ucunda bir ömür...

Can, bir tuş mesafesinde...

"Sil" komutuna elim varmıyor.

"Sil"mek ihanet gibi geliyor.

 

* * *


Rehberim isim dolu... Kimi canlı, kimi ölü... "Sil"meye kıyılamamış nice isim, yaşayanlarla birlikte duruyor orada... "Yaşayanlar" dediğim, sırasını bekleyenler... Kim bilir hangisi, hangisinin ardı sıra... "Ha 3 gün önce, ha 5 gün sonra..."

Kimi vakitli, kimi apansız, bir anda...

Rasgele arıyorum yitenlerden birini...

Gençten bir kadın sesi yanıtlıyor:

"Aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor."

Gelecekte ulaşılması da mümkün görünmüyor. "Daha sonra tekrar deneyiniz" tavsiyesine gülüyorum.

Denemeye söz veriyorum.

Ölmüş de hafızadan silinmemiş dostlar, ölmeden silinenlerden daha uzun yaşıyor bu rehberde...


* * *


Hep merak ederim:

Nereye gider bu bilgisayarların, cep telefonlarının posta kutularından silinen mesajlar, mektuplar, yazılar...

Onca harf, cümle, satır?.. Sanal âlemin görünmez kablolarına tutunup bir ekrandan yüreklere ulaşan haykırışlar, özlemle tuşlanmış, mesaj kutularında saklanmış aşklar... ne olur silinince?..

 

Uzay boşluğunda dağılır mı?

Yoksa bir yerlerde saklanır mı?

 

Bir gün yeniden toplanır mı?

Silinmiş yazılar diyarında...

Bir pişmanlık kurultayında...

 

Ya ölenler?

Onlar hangi keşfedilmemiş ülkeye gider?..

 

* * *


Galiba hayattan kayıt sildirdikten sonra ilkin gelip sevenlerinin hafızasına kaydoluyorlar.

Bilgisayar gibi değil insan hafızası...

Bir tuşluk "sil" komutuyla silmiyor sevdiğini... silemiyor.

Emir, ferman dinlemiyor.

Hatıralara sarıp saklıyor orada... anıyor, yâd ediyor, "yaşatıyor".

Belki hiç unutmuyor ve yanına gidene dek orada koruyor. Belki -5-10 yıl sonra- bir gün "hafızası doluyor", onu silip yerine bir başka ismi yazıyor.

İşte insan asıl o zaman "sil"iniyor.

Sözün özü, demem o ki;

 

Unutmazsak yaşatırız!
 

Can Dündar





Bloglar Alemi ELİŞİ, BONCUK,TAKI VE TÜM HOBiLERİNİZ .
BlogBul.Com! Ücretsiz Türkçe Blog Sayaç Blog Toplist
PageRank Gosterim
Spam Yok!

Free Website Counters
Free Website Counters
Cursors